Not
Bernar Venet
(Bu yazı 1980 yılında Sanat Tanımı Topluluğu tarafından yayınlanan “Sanat Olarak Betik” de yer almıştır.)
“Evreni kavramak isteyen insan hatalardan sakınmak için, bir düşünce yöntemi belirlemek gereğini duydu. Bu gereksinmeden doğan ve gerçeğe ulaşmak için uyulacak kuralları belirleyen 'Mantık' bilginin koşullarının bilimidir”.
"Mantığın tarihinin gösterdiği gibi, mantıkçılar 'Klasik Mantık'ı öncüllerinden yola çıkarak aştılar. Varsayımsal öncül, araçsız algısal deneye dayalı öncülle yer değiştirir. Eukleidesci olmayan geometrilerin geometriyi genişletmesi örneği, bundan sonra artık, tek bir mantık değil, mantıkların varlığı söz konusudur”.
“Bilim de gerçeği bilmeyi amaçladığına göre, bilimle mantık birbirine karıştırılabilir. Burada, temel bir ayrım vardır: Bilim gerçeğin koşullarını değil, gerçeğin kendisini inceler. Bilim adamı düşünce yürütür, mantıkçıysa bu düşünce düzeni üzerine düşünür”.
“Giderek, mantık matematiğe, matematik de mantığa dönüştü. Bugün, ikisi arasında bir ayrım, artık, olanaksızdır. İkisi bir bütünü oluşturur”. (Bertrand Russell, Matematiksel Felsefeye Giriş)
Aritmetik hesabın ilginçliği, sayılanın somut büyüklüğü ne olursa olsun kuralların aynı kalması, az sayıda oluşu ve otomatikliğinden ileri gelir. Cebirsel hesapta ise (ki aritmetik hesabın genelleştirilmesidir) düşünce tutumluluğu çok daha ileridir. Öyleyse, yalnızca sayma sanatında değil, kavramlar arası ilişkileri kurma sanatında da böyle bir otomatizmi istemek doğaldır.
Mantıksal hesap bir düşünce düzeninin geçerliğini belirlemeyi amaçlar. Yani, herhangi bir düşünce dizgesinin doğru olup olmadığını hesaplar. Ya da, olasılıkçı bir dizge içindeysek; akıl yürütme sonucunun gerçekle uyuşma derecesini saptar. Bu, Simgesel Mantık, Lojistik veya Modern Mantık olarak adlandırılır.
Her hesap, hesabın nesnelerinin belirtildiği günlük dilin deyimlerinin, kesin simgelerle ve bu simgelere yönelten işlemsel kurallarla yer değiştirmesini varsayar. Böylece, başlangıçta, kullananın öznelliğine bağlı kılınmamış yeni bir dilin, bir Üstdil’in yaratılması gereklidir.
Biçemden kaçınmak için, hiçbirini tam olarak edinmeden, yapıtın öğretisel bildirisinin ulaşımına, işlevsel bir tarzda, en iyi yardım edecek hamilleri kullandım:Bez üzerine, kağıt üzerine aktarma veya fotografik büyütmeler. 1966-1970.
Ses alma aygıtı. Örnek Canonical Form and Curren Commutation Relations. 1970.
Betik. Örnek: Study of Solar Terrestrial Physics. 1968.
Postakartlarıyla gönderi. Örnek: Dial 936 1212.
Plak. Örnek: The Infrared Polarisation of the Star in Signuş. 1968.
New-York’ta çok sayıda kişinin Wall Street Journal’a birer aylık abone edilmesi. Mayıs 1968.
Çağrılan bilim adamlarının önemli konularda konuşmalar yaptıkları mekanlar. Mayıs 1968.
Bilimsel tartışmaları izlemeyi öneren çağrılar. Örnek: Anual meeting of the Physical Society. N.Y. Hilton Hotel.1967.
Sanat, yalnızca, kavramsal getirim düzeyinde ortaya çıkar. Kavramsal getirim tarihsel zincirleme içinde belirir. Sonra, sanatçının etkinliği, sanat sorunlarına yabancı çeşitlemelerin üretiminde özetlenir. Tarihsel bir yapıt oluşturan A’yı sanatçı B kopya edebildiği gibi, sanatçı A da kendi yaratıcı dönemini kopya edebilir, iki durum da yararsız, verimsiz dönemler olarak görülmeli ve bu dönemlerin ürünleri göz önüne alınmamalıdır.
Sunduğum çalışma konusunda “çözümsellikten”den söz etmemin nedeni, çalışmamın, benim herhangi bir nesneyi öznel yorumlayışımın sonucu değil, sunuluşu anında edindiğimiz bilimsel bilginin yüklemi olduğunu belirtmektir. Bir çalışmada sürekli olan, yalnızca, seçilmiş konunun “çözümlenmesi” düşünüsüdür. Aşıldığı gün değiştirilmesi gereken “içerik” değildir. Örnek olarak, Robert Ash’in, sunmuş olduğum, Information Theory betiğine sahip olan bir kişiyi alalım: Bir kaç yıl sonra, aynı yazardan ya da başka birinden “Bildirişim(enformasyon) Kuramı” üzerine daha bütünsel bir araştırma yayımlanırsa, eskisi, artık, görevini yerine getiremeyerek yerini yenisine bırakır. Benim önerim, Information Theory’e sahip olanı, bu konuda yayınlanabileceklere sürekli ilgili kılmaktır. Yaklaşımım, duygusallığa, kişiselliğin dışavurumuna “karşı” bir bildirgedir.Çalışmamda kişiselliğimin sonuncu gösterisi, sonuncu seçimim “nesnelliği yeğlememdir”.
İlk yapıtlarımı, Endüstri Tasarımı, Kimya ve Okul Matematiği’nden yola çıkarak, 1966 yılında gerçekleştirdikten sonra, 1967 den başlayarak, dört yıllık bir dönemde sunduğum bilgi dalları şunlardır:
1967
Astrofizik, Nükleer Fizik, Uzay Araştırmaları
1968
Bilgisayar Matematiği, Meteoroloji, Stock Market
1969
Metamatematik, Psikofizik ve Psikokronometri, Toplumbilim ve Siyaset
1970
Matematiksel Mantık
Her bilgi dalı için, sunulacak konular konusunda o bilgi dalından bir uzmana danışıyordum.
Matematiği sanatsallaştırarak değil, olduğu gibi, kendine özgü önemi, kendine özgü işlevi için sunuyordum. Matematik’ten yeni bir nesne yapmak, "ready-made” söz konusu değildi; sunuluşuna “Öğretisel” bir amaç yüklüyordum.
Çeviren: Şükrü Aysan